• sepetli vinç
  • sepetli vinç

Geleneksel Çini Sanatı

Çini icerisinde %80-85 kuvars kalan % 15-20si ise kaolin, kil, cam vs. den oluşur gibi bir anlatımla tanımlanamaz. Bu sadece reçetelerden biri olur. Oysa çini sanatı varoluş hikâyesinde bir ruh ve sahsiyete sahiptir. Toprak, su, ateş ve hava ilk çağlardan beri hayatın kaynağını anlamak için yola çıkan çoğu düşünürün çalışmalarına konu almakla birlikte İslam felsefesinde de yer almaktadır.

İhtiva ettiği tüm elementler ile toprak hayatın kaynağı su ile can bulmaya başlar. İşte budur sanatkârı tefekküre yönlendiren. Çünkü ortaya çıkan şu an sadece balçıktır. Bu balçığın özü çok önemlidir, oluşturacağı mamulün kalitesine etki eder. Balçık ne kadar dinlendirilir, iyice yoğrulur ve en önemlisi terkibi ne denli özenle hazırlanırsa o vakit karo, vazo, tabak gibi bir bedene kavuşmaya layiktir. Sonra kurutulup astarlanır ve nakşedilmeğe hazır olmak için pişirilir. Bu kez sanatkâr sabır ve sebat etmeyi öğrenir, daha doğrusu bu vesile ile ona öğretilir sabir ve sebat...

Hamdım... Piştim... Yandım...

Beden bulmuş bisküvi nakşedilmeye hazırdır artık. Sanatkâr besmeleyi çeker ve ilk noktayıkoymadan önce zimpara ile pürüzleri giderir. Sonra evet o ilk nokta ile başlar tüm serüven, ardından renkler sıralanır mavi, turkuaz (türke has)., yeşil ve kırmızı... Sanatkâr sadece fırçayı tutmuş vesile olmuştur bu var oluşa... Rabbinden ne akıtıldıysa gönlüne o vukuu bulmuş ve böylece beden bulan balçık şahsiyet kazanmış, her hangi bir vazo, karo, tabak olmaktan çıkmıştır artık.

Çini hikâyesinin sırlanmasına yakin olunca “SIR” denilen bir mayii ile kaplanır ve büyük bir dikkatle fırına yerleştirilir. Olma vakti yaklaşınca firın üstten kontrol edilir. Atmosfer değişmiş ve sırça eriyip su gibi saydamlaşmıştır. Yeşil, turkuaz, mavi, kırmızı ve çiçekler gözlemlenir o kor ateşte... Sırça üzerinde kabarcik ve benek kalmayınca fırın soğumaya bırakılır. Tüm bu gördükleri Subhanallah noktasına getirir sanatkâri.

Sanat Atölyemiz

Sosyal Medya Köşemiz

Bizi Takip Edin!

Farklı Ülkerlerden Gelen Ziyaretçilerimiz

Misafirlerimiz

Sizleri de atölyemizin sıcak bir ortamında ağırlamak isteriz.

Hz. Mevlana, yaşam hülasasından bahsederken “Hamdım, piştim, yandım.” şeklinde özetlemektedir.

Bizde eserlerimizi yaparken bu acizane düstura dokunmaya çalışıyoruz.

Osmanlı dönemlerinden günümüze kalmış olan en nadide ve en özel miraslardan birisi olan çini sanatı, halen kullanılmaya devam etmektedir. Türbe ve camilerin duvarlarında karşılaşılan Çini sanatı, saray ve köşklerin iç ve dış cephelerini de süslemektedir.

BİZİ TAKİP EDİN :)

İLETİŞİM

ÇALIŞMA SAATLERİ

Hafta içi: 09:00-18:00

Cumartesi: 09:00-18:00